YEDİNCİ MES'ELE
Âsâr-ı Bediiye · s.213
Kur'an'da zikrolunan:ﺩَﺣٰﻴﻬَﺎ ve ﺳُﻄِﺤَﺖْ ve ﻓُﺮِّﺷَﺖْ ve ﺗَﻐْﺮُﺏُ ﻓ۪ﻰ ﻋَﻴْﻦٍ ﺣَﻤِﺌَﺔٍ ve emsalleri gibi; bazı ehl-i zahir tağlit-ı ezhan için, onlar ile temessük ederler. Lâkin müdafaaya biz muhtaç değiliz. Zira müfessirîn-i izam, âyâtın zamairindeki serairleri izhar eylemişlerdir. Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders-i ibret vermişler ve sermeşk yazmışlar. ﻭَﻟٰﻜِﻦْ ﺑَﻜَﻮْﺍ ﻗَﺒْﻠ۪ﻰ ﻓَﻬَﻴَّﺠُﻮﺍ ﻟِﻰَ ﺍﻟْﺒُﻜَٓﺎﺀَ ﻭَ ﻫَﻴْﻬَﺎﺕَ ﺫُﻭ ﺭَﺣْﻢٍ ﻳَﺮُﻕُّ ﻟِﺒُﻜَٓﺎﺋ۪ﻰ Malûmdur: Malûmu i'lam, bâhusus müşahed olursa, abestir. Demek içinde bir nokta-i garabet lâzımdır, tâ onu abesiyetten çıkarsın. Eğer denilse:"Bakınız! Nasıl arz küreviyetiyle beraber musattaha ve size mehd olmuştur, denizin tasallutundan kurtulmuş." Veyahut "Nasıl şems, istikrarla beraber tanzim-i maişetiniz için cereyan ediyor." Veyahut "Nasıl binler sene ile uzak olan şems, ayn-ı hamiede gurub ediyor." Maânî-i âyât kinayetten sarahate çıkmış oluyor... Evet şu garabet noktaları, belâgat nükteleridir.