Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

Sebeb Sırf Zahirîdir

Âsâr-ı Bediiye · s.538

İzzet-i azamet ister ki; esbab-ı tabiî, perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve celal ister ki; esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i {() Hakikî tesirden elini çeksin, icada karışmasın, demektir. -Müellif-} tesir-i hakikî ola kudret eserinde.

Vücud, Âlem-i Cismanîde Münhasır Değil

Vücudun hasra gelmez muhtelif enva'ını, münhasır olmaz, sıkışmaz şu şehadet âleminde. Âlem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu'le-feşan gaybî avalim üzerinde.

Kalem-i Kudrette İttihad, Tevhidi İlân Eder

Eser-i itkan-ı san'at, fıtratın her köşesinde, bilbedahe reddeder esbabının icadını. Nakş-ı kilkî, ayn-ı kudret; hilkatin her noktasında, bizzarure reddeder vesaitin vücudunu.

Bir Şey, Her Şeysiz Olmaz

Kâinatın serbeser sırr-ı tesanüd müstetir, hem münteşir. Hem cevanibde tecavüb, hem teavün gösterir; Ki yalnız bir kudret-i âlem-şümuldür yaptırır, zerreyi her nisbetiyle halkedip yerleştirir. Kitab-ı âlemin her satırıyla her harfi hayy; ihtiyaç sevkediyor, tanıştırır. Her nereden gelirse gelsin, nida-i hâcete lebbeyk-zendir, sırr-ı tevhid namına etrafı görüştürür. Zîhayat her harfi, herbir cümleye, müteveccih birer yüzü, hem de nâzır birer gözü baktırır.

Güneşin Hareketi Cazibe İçindir, Cazibe İstikrar-ı Manzumesi İçindir

Güneş bir meyvedardır, silkinir tâ düşmesin müncezib seyyar olan yemişleri. Ger sükût ile sükûnet eylese, cezbe kaçar, ağlar fezada muntazam meczubları.