RÜ'YANIN ZEYLİ
Âsâr-ı Bediiye · s.147
Rü'ya Hacda sükût etti. Çünki Haccın ve ondaki hikmetin ihmali; musibeti değil, gazab ve kahrı celbetti. Cezası da keffaretü'z-zünub değil, kessaretü'z-zünub oldu. Haccın bâhusus tearüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i mesaîyi tazammun eden içindeki siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vâsia-i içtimaiyenin ihmalidir ki, düşmana milyonlarla İslâmı, İslâm aleyhinde istihdama zemin ihzar etti. İşteHind!Düşman zannederek... Halbuki pederini öldürmüş, başında oturmuş bağırıyor. İşteTatar, Kafkas!Öldürülmesine yardım ettiği şahıs, bîçare vâlideleri olduğunu "Ba'de harabi'l-Basra" anlıyor. Ayak ucunda ağlıyorlar. İşteArab!Yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor. İşteAfrika!Biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vaveylâ ediyor. İşteâlem-i İslâm!Bayraktar oğlunu gafletle bilmiyerek öldürmesine yardım etti, vâlide gibi saçlarını çekip âh u fîzâr ediyor. Milyonlarla ehl-i İslâm, hayr-ı mahz olan sefer-i hacca şedd-i rahl etmek yerine, şerr-i mahz olan düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahatlـۙettirildi!.. ﻓَﺎﻋْﺘَﺒِﺮُﻭﺍ
ﻛَﻤَﺎ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻀَّﺮُﻭﺭَﺍﺕِ ﺗُﺒ۪ﻴﺢُ ﺍﻟْﻤَﺤْﻈُﻮﺭَﺍﺕِ ﻛَﺬٰﻟِﻚَ ﺗُﺴَﻬِّﻞُ ﺍﻟْﻤُﺸْﻜِﻼﺎﺕِ Korkaklıkda darb-ı mesel hükmünde olan tavuk, çocukları yanında iken şefkat-i cinsiyesiyle camusa saldırır. İşte dehşetli bir cesaret. Hem darb-ı mesel olmuş; keçi, kurttan havfı, ızdırar vaktinde mukavemete inkılab eder, boynuzuyla kurdun karnını deldiği vaki'dir. İşte hârika bir şecaat. Fıtrî meyelan, mukavemetsûzdur. Bir avuç su, kalın bir demir gülle içine atılsa, kışta soğuğa bırakılsa; meyl-i inbisat, demiri parçalar. Evet şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçi ızdırarî şecaati gibi fıtrî bir heyecan, demir güllede su gibi zulmün bürudetli husumet-i kâfiranesine maruz kaldıkça, her şeyi parçalar. (Rus mojikleri buna şahiddir.) Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulâde şehamet, izzet-i İslâmiyenin tabiatındaki âlempesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mu'cizeleri gösterebilir. Bir gün olur elbette doğar şems-i hakikat Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i âlem.