Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

Kuvay-ı İnsaniye Tahdid Edilmediğinden Cinayatı Büyük Olur

Âsâr-ı Bediiye · s.547

Hayvanın hilafına, insandaki kuvveler, fıtrî tahdid olmamış.. Ondan çıkan hayr u şerr, lâyetenahî gider. Onda olan hodgâmlık, bundan çıkan hodbinlik, gurur, inad birleşse; öyle günah oluyor ki, beşer şimdiye kadar, Ona isim bulmamış. Cehennem'in lüzumuna delil olduğu gibi; cezası da yalnız Cehennem olabilir. Hem meselâ: Bir adam, tek yalancı sözünü doğru göstermek için, İslâm'ın felâketini kalben arzu eder. Şu zaman da gösterdi: Cehennem lüzumsuz olmaz, Cennet ucuz değildir.

Bazan Hayır, Şerre Vasıta Olur

Havastaki meziyet, filhakika sebebdir tevazu', mahviyete.. Olmuş maatteessüf sebeb-i tahakküme, Tekebbüre hem illet. Fakirlerdeki aczi, âmilerdeki fakrı filhakika sebebdir; ihsan ve merhamete. Lâkin maatteessüf müncer olmuştur şimdi, zillet ve esarete. Bir şeyde hasıl olan mehasin ve şerefse; Havass ve rüesaya o şey peşkeş edilir.. O şeyden neş'et eden seyyiât ve şerr ise; efrad ve hem avama Taksim, tevzi' edilir. Aşiret-i galibde hasıl olan şerefse: "Hasan Ağa, âferin!" Hasıl olan şerr ise, Efrada olur nefrin. Beşerde şerr-i hazîn!..

Gaye-i Hayal Olmazsa, Enaniyet Kuvvetleşir

Bir gaye-i hayalî olmazsa, yahut nisyan basarsa, ya tenasi edilse; elbette zihinler enelere dönerler, etrafında gezerler. Ene kuvvetleşiyor, bazan sinirleniyor; delinmez, "nahnü" olsun. Enesini sevenler, başkaları sevmezler.

Hayat-ı İhtilal; Mevt-i Zekât, Hayat-ı Ribadan Çıkmış

Bilcümle ihtilalat, bütün herc ü fesadât; hem asıl, hem madeni.. rezail ve seyyiat, bütün fasid hasletler, Muharrik ve menba'ı iki kelimedir tek.. yahut iki kelâmdır.. Birincisi şudur ki: "Ben tok olsam, başkalar Acından ölse neme lâzım!.." İkincisi: "Rahatım için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim. Benden yemek, senden emekler!" Birinci kelimede olan semm-i katili, hem kökünü kesecek, şâfî deva olacak tek bir devası vardır. O da zekât-ı şer'î ki, bir rükn-ü İslâmdır. İkinci kelimede, zakkum-şecer münderic.. Onun ırkı kesecek, ribanın hurmetidir. Beşer salah isterse, hayatını severse; zekâtı vaz' etmeli, ribayı kaldırmalı.

Beşer Hayatı İsterse, Ribayı Öldürmeli

Tabaka-i havastan tabaka-i avama sıla-i rahm kopmuştur.. Aşağıdan fırlıyor Sadâ-yı ihtilalî, vaveyl-i intikamî, kin ü hased enîni... Yukarıdan iniyor Zulüm ve tahkir ateşi, tekebbürün sıkleti tahakküm sâıkası!... Aşağıdan çıkmalı: Tahabbüb ve itaat, hürmet ve hem imtisal... Fakat merhamet ve ihsan yukarıdan inmeli, Hem şefkat ve terbiye... Beşer bunu isterse sarılmalı zekâta, ribayı tardetmeli. Kur'anın adaleti bâb-ı âlemde durup ribaya der: "Yasaktır! Hakkın yoktur, dönmeli!" Dinlemedi bu emri, beşer yedi bir sille. Müdhişini yemeden bu emri dinlemeli.