KAHRAMAN ASKERLERİMİZE
Âsâr-ı Bediiye · s.526
Ey şanlı asakir-i muvahhidîn! Ve ey bu millet-i mazlumeyi ve mukaddes İslâmiyet'i iki defa {(1) Serbestî Gazetesinde "defa" kelimesi yoktur.} büyük vartadan tahlis eden muhteşem kahramanlar!.. Cemal ve kemaliniz, intizam ve inzibattır. Bunu da {(2) Serbestî'de "bunu da hakkıyla" cümlesi yerine "nasılki" kelimesi vardır.} hakkıyla en müşevveş zamanda gösterdiniz. Ve hayatınız, kuvvetiniz itaattir. {(3) Serbestî'de "kuvvet ve hayatınız, hatta hayat-ı İslâm da itaattir" ifadesiyle.} Bu meziyet-i mukaddeseyi en ufak âmirinize karşı bile irae eylediniz. Otuz milyon Osmanlı, üçyüz milyon İslâm'ın namusu artık sizin itaatinize bağlıdır. Sancak {(4) Mizan'da "ve râyet-i tevhid-i İlahî sizin için yed-i şecaatınızda" ifadesiyle.} ve tevhid-i İlahî sizin yed-i şecaatınızdadır. Sizin o mübarek elinizin kuvveti de itaattir. Sizin zabitleriniz, müşfik pederlerinizdir. Kur'an, hadîs ve hikmet ve tecrübe ile sabittir ki: Haklı âmire itaat farzdır. Malûmunuzdur ki, otuzüç milyon nüfus yüz sene zarfında böyle iki inkılabı yapamadı. Sizin o itaatten neş'et eden hakikî kuvvetiniz, umum millet-i İslâmiyeyi {() Volkan ve Mizan Gazetelerinde "umum milleti ve İslâmiyeti" şeklindedir.} medyun-u şükran etti. Bu şerefi hakkıyla teyid etmek, zabitlerinize itaatledir. İslâmiyet'in namusu da o itaattedir. Biliyorum ki, müşfik pederleriniz olan zabitlerinizi mes'ul etmemek için işe karıştırmadınız. Şimdi ise zabitlerinizin âğuş-u şefkatlerine atılınız. Şeriat-ı garra böyle emrediyor. Zira zabitler ulü'l-emirdirler. Vatan, millet menfaatinde, hususan nizam-ı askerîde ulü'l-emre itaat farzdır. Şeriat-ı Muhammedînin (Aleyhissalâtü Vesselâm) muhafazası da itaat iledir. {() Volkan ve Mizan Gazetesinde şu alttaki izahat da mevcuddur: "Kanun-u Esasiyi, şeriata istinad ile umumumuz kabul ettik. İtaatte bulunan bin kişi, itaatsiz ve intizamsız yüzbin kişiye galebe eder. Bu iki inkılab bunu isbat etti. Zira, umum millet yapamadı, siz yaptınız!.. Eğer itaatinizde düşmanlar biraz zaaf görse; büyük cesaret alır, hududları tecavüz eder. Eğer siz âmirlerinize itaate daha ziyade kuvvet vermezseniz, şeriata karşı mes'ul olursunuz. Resul-i Ekrem (A.S.M.) Asr-ı Saadette olduğu gibi, şimdi de Harem-i Şerif'den elini kaldırmış gibi, size itaati emrediyor. Zira, şeriatın bekası ve tealisi askerin itaatiyledir." Bedîüzzaman Said-i Kürdî"}