Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

'İN BİR NÜKTESİ

Âsâr-ı Bediiye · s.630

Biri dedi:"Kur'an'da, kamer hilâl oldukça ﻛَﺎﻟْﻌُﺮْﺟُﻮﻥِ ﺍﻟْﻘَﺪ۪ﻳﻢِ ile, Tenzil teşbih eylemiş, zahir zevke hoş gelmez, letafeti görünmez." Dedim:"Yahu Süreyya, o unkud-u semavî, bir menzil-i kamerdir; ﻗَﺪَّﺭْﻧَﺎﻩُ ﻣَﻨَﺎﺯِﻝَ hilâl ona kondukça, o misafir-i aziz, küçük, beyaz eğilmiş bir dal ile bağlanmış, lü'lü' misal bir salkım; Süreyya suretini, hilâl ile gösterir; nâzeninâne bir iz. Güya azîm bir ağaç, semavat arkasında, durmuş da, her nasılsa sema yüzünü yırtmış onun sivri bir dalı, manzarası pek leziz. Başı ondan çıkarmış, zeminlilere güler, der: "Ey insan çocukları! Bana da bir bakınız, ben mi letafetliyim.. ya hurma ağacınız?.. Unkudlu ağsanınız?" Saff-ı evvel muhatab, ebna-i nahl u sahra, bir zemine bir semaya bakar, orada ezhar ve esmar, burada hilâl ve yıldız. @

ﺣﻘﻴﻘﺖ ﻛﺮﺩﻛﻠﺮﻯ