HÂTİME
Âsâr-ı Bediiye · s.174
Bu mukaddemeden maksadım, efkâr-ı umumiye bir tefsir-i Kur'an istiyor. Evet her zamanın bir hükmü var. Zaman dahi bir müfessirdir. Ahval ve vukuat ise, bir keşşaftır. Efkâr-ı âmmeye hocalık edecek yine efkâr-ı âmme-i ilmiyedir. Bu sırra binaen ve istinaden isterim ki: Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, her biri bir fende mütehassıs muhakkikîn-i ulemadan müntehab bir meclis-i meb'usan-ı ilmiye teşkili ile, meşveret ile bir tefsiri te'lif etmekle; sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemalâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem' etmelidirler. Evet meşrutiyettir, her şeyde meşveret hükümfermadır. Efkâr-ı umumiye dahi didebandır. İcma-ı ümmetin hücciyeti, buna hüccettir.