HÂTİME
Âsâr-ı Bediiye · s.189
İslâm'ın ve Asya'nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor. Çünki Asya'nın hâkim-i evvel ve âhiri olan İslâmiyetin galebesi için dört-beş mukavemetsûz kuvvetler ittifak ve ittihad etmektedirler. Birinci Kuvvet:Maarif ve medeniyet ile mücehhez olan İslâmiyetin kuvvet-i hakikiyesidir. İkincisi:Tekemmül-ü mebadi ve vesaitle mücehhez olan ihtiyac-ı şediddir. Üçüncüsü:Asya'yı gayet sefalette, başka yerleri nihayet terakkide görmekten neş'et eden tenebbüh-ü tâm ve teyakkuz-u kâmil ile mücehhez olan gıbta ve rekabet ve kin-i muzmerdir. Dördüncüsü:Ehl-i tevhidin düsturu olan tevhid-i kelime; ve zeminin hâsiyeti olan itidal ve ta'dil-i mizac; ve zamanın ziyası olan tenevvür-ü ezhan; ve medeniyetin kanunu olan telahuk-u efkâr; ve bedeviyetin lâzımı olan selâmet-i fıtrat; ve zaruretin semeresi olan hafiflik; ve cür'et-i teşebbüs ile mücehhez olan istidad-ı fıtrîdir. Beşincisi:Bu zamanda maddeten terakkiye mütevakkıf olan i'la-yı kelimetullah; İslâmiyetin emriyle ve zamanın ilcaatıyla ve fakr-ı şedidin icbarı ile ve her arzuyu öldüren ye'sin ölmesiyle hayat bulan ümid ile mücehhez olan arzu-yu medeniyet ve meyl-i teceddüddür. Ve bu kuvvetlere yardım etmek için ecanib içine ihtilal veren ve medeniyetlerini ihtiyarlattıran mesavî-i medeniyetin mehasinine galebesidir. Ve sa'yin sefahete adem-i kifayetidir. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi:Din ve fazileti düstur-u medeniyet etmemeklikten neş'et eden müsaade-i sefahet ve muvafakat-ı şehvet-i nefistir. İkincisi:Hubbü'ş-şehevat ve diyanetsizliğin neticesi olan merhametsizlikten neş'et eden maişetteki müdhiş müsavatsızlıktır. Evet şu diyanetsizlik, Avrupa medeniyetinin iç yüzünü öyle karıştırmış ki; o kadar fırak-ı fesadiyeyi ve ihtilaliyeyi tevlid etmiş; faraza hablü'l-metin-i İslâmiye ve sedd-i Zülkarneyn gibi şeriat-ı garranın hakikatına iltica ve tahassun edilmez ise, bu fırak-ı fesadiye, onların âlem-i medeniyetlerini zîr ü zeber edeceklerdir. Nasılki şimdiden tehdid ediyorlar. Acaba hakikat-i İslâmiyenin binler mesailinden yalnız zekât mes'elesi, düstur-u medeniyet ve muavenet olursa, bu belaya ve yılanın yuvası olan maişetteki müdhiş müsavatsızlığa deva-i şâfî olmayacak mıdır? Evet en mükemmel ve bozulmaz bir deva olacaktır. Eğer denilse:Şimdiye kadar Avrupa'yı galib ettiren sebeb, bundan sonra neden etmesin? Cevab:Bu kitabın mukaddemesini mütalaa et. Sonra buna da dikkat et! Sebeb-i terakkisi, herşeyi geç almak ve geç de bırakmak ve metanet etmek şe'ninde olan bürudet-i memleket; ve mekân ve meskenin darlığı ve sâkinlerin kesretinden neş'et eden fikr-i marifet ve arzu-yu san'at ve deniz ve maden ve sair vesaitin müsaadesiyle hasıl olan teavün ve telahuk idi. Fakat şimdi tekemmül-ü vesait-i nakliye ile âlem bir şehr-i vâhid hükmüne geçtiği gibi; matbuat ve telgraf gibi vesait-i muhabere ve müdavele ile ehl-i dünya bir meclisin ehli hükmündedir. Velhasıl: Onların yükleri ağır, bizimki hafif olduğundan yetişip geçeceğiz. Eğer tevfik refik olsa...