HAMİDİYE ALAYLARINA DAİR BEYAN-I HAKİKAT
Âsâr-ı Bediiye · s.467
Şûra-yı Ümmet Gazetesi,
06 Teşrin-i Sâni 1324 / 19 Kasım 1908 tarih
ve 46. sayılı nüshası sahife: 7'de neşredilmiştir.
Türkçeyi iyi bilmez ve san'at-ı inşayı öğrenmemiş ve yeni uyanmış bir Kürd'ün ifade-i meramındaki kusuru afvedilsin. Hem de havassa hitab eder, işaret kâfidir. Hamidiye denilen asakir-i milliye-i Kürdî intizam ister, lağvı kabul etmez. Zira intizam, zararı def' ve büyük menfaatini temin edecektir. Ve mevt ve mahvın kardeşi olan lağv -ki zararı zararla def'dir- muhalif-i kaide-i usûldür. Hem de o maden-i hamiyet ve mazhar-ı şecaat olan hayat-ı Kürdîyi tesis eden, ittihadın temeli ve büyük rabıtası "Hamidiye Alayları"dır. Alayların hal-i hazırı, askerlikten evvelki hallerine veya "Hamidiye" olmayanlara ve binnisbe bir derece medenî ehl-i kuraya nisbeten gösterdikleri ziyade istidad-ı temeddünî cihetiyle, cennet-i medeniyet ve nerdiban-ı terakkinin onlar için birinci kapı basamağı ve mevcudiyet-i kavmiyeyi gösterir olan askerlik unvan-ı mübecceli "Kürd" gibi şedidü'ş-şekime ve meyyal-i maâlî ve meşrutiyetle yeni uyanmış ve efkâr-ı umumiyenin dürbünü ile müstakbelde keşfedeceği maadin-i hayat-ı milliyeyi; ve öteden beri Hükûmet-i Osmaniye ile rabıta-i lâyenfekki olan sadâkatı tahkim ve tesis eden askerlik unvanı, başka bir kavm, kolaylıkla çıkarmayacaklardır. Nerede kaldı, o arslan Kürd'ler!.. Ve o cennet-i medeniyet kapısı olan askerlik cihetiyle bostan-ı maarife karşı açılmış ve "mekteb-i aşair" denilen küçücük bir pencerenin kapatılmasıyla, ziya-yı hakikatla tenevvür eden ve o menazır-ı behîceyi seyreden ve o meyvelerden lezzet-i hakikiye-i daimiyeyi duyan bîçare etfal-i Ekradın neşatlarını söndürmekle, zulmet-i me'yusiyete düştükleri için, büyük bir unsur-u sadıkın esas-ı sadakatlarını sarsmıştır. Bundan ibret alınız; pencerenin kapatılmasıyla böyle olursa, kapının seddiyle neler olmaz?.. Hem de vahşet ve ihtilaf ve aşairlik ve hükûmetsizlik netaic-i zaruriyesi olan fenâlıkları, Kürdlere sebeb-i kemal olan askerlik mürafakatiyle illet-i tardiye gibi illet yapmak; bir büyük âlimin işlediği bir kabahat ile ilmi tezyif ve muzır bilmek gibidir. Şimdiye kadar "Hamidî" o zaîf hükûmet-i sâbıkanın hudud-u mühimmini muhafaza ve düşman-ı vatanın tepesine bir "asâ-yı tehdid" idi.. Ve muhakkak olan, çok mazarrat-ı adîdeye karşı bir sedd-i âhenîn teşkil etmişlerdi. Hâkimiyet-i milleti temin eden efkâr-ı umumiyenin düşman-ı bîemanı o gebermiş olan "istibdad"ı ibka ve ilka-yı ihtilaf ile efkâr-ı umumiyeyi tefrika ile imha ve efkâr-ı umumiyeyi tenvir ve taskil eden maarifi ifna ve imdad-ı cehalet ile itfa ettiğinden; şimdi dişleri dökülmüş olan eski hükûmet büyük bir kabahat işlemiş ki; keffareti, kaç seneye kadar yeni hükûmet-i âdile bizi ihmal ve müsamaha etmektedir. Tâ ki, kâfil-i hayat-ı millî ve muhafaza-i hukukî olan efkâr-ı umumiyeyi tevlid eden ittihadı ve o efkâr-ı umumiyenin dürbünü ve seyf-i kātı'ı ve menar-ı rehberi olan maarifi tesis etmeye muvaffak olalım. Sonra ıslah-ı hal etmez isek dünya kadar bizi muahaze etsinler; kabahat, hükûmet-i zalimenindir. Bizim de olsa, Güneş garbdan tulû' etmediğinden tövbenin kapısı açıktır. Hem de medenî ve özürsüz ve ahlâk ve hayat-ı hükûmeti esasıyla sarsan sair ehl-i kabahat afv olunsa, biz özr-ü cehalet için bittab' afva daha ziyade müstehak ve muhtacız. Kürd'leri başka unsura -kıyas-ı hâdi' ile- kıyas ile, tatbik-i ahkâm ve terbiye etmek hatadır. Bir çocuk ne kadar zeki olsa, elifbayı okumadan ulûm-u âliye dersi verilmez. Hülasa:Ehvenü'ş-şerri ihtiyar, bir adalet-i izâfiyedir. "Ücâletü'r-râkib" gibi yapılsın. Tâ ki, adalet-i hakikiyeye istidad peyda edilsin. Vesselâm.
6 Teşrin-i Sâni 1324
(19 Kasım 1908)
Bedîüzzaman-ı Kürdî