Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

Hakkı Bulduktan Sonra Ehakk İçin İhtilafı Çıkarma

Âsâr-ı Bediiye · s.562

Ey talib-i hakikat! Madem hakta ittifak, ehakkta ihtilaftır. Bazan hak, ehakktan ehakktır. Hem de olur hasen, ahsenden ahsen.

İslâmiyet, Selm ve Müsalemettir; Dâhilde Niza' ve Husumet İstemez

Ey Âlem-i İslâmî! Hayatın ittihadda. Ger ittihad istersen, düsturun bu olmalı: "Hüvel Hakku" yerine, "Hüve Hakkun" olmalı. "Hüvel Hasen" yerine, "Hüvel Ahsen" olmalı... Her müslim kendi meslek, mezhebinedemeli:"İşte bu haktır, başkasına ilişmem. Başkaları güzelse, benim en güzelidir." Dememeli:"Budur hak, başkaları battaldır." Ya "Yalnız benimkidir güzeli; başkaları yanlıştır, hem çirkindir." Zihniyet-i inhisar, hubb-u nefisten geliyor, sonra maraz oluyor; niza ondan çıkıyor. Derd ile dermanlar, Taaddüdü hak olur, hak da taaddüd eder. Hâcat ve ağdiyenin tenevvüü hak olur, hak da tenevvü eder. İstidad, terbiyeler, tekessürü hak olur. Hak da tekessür eder. Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir. İki mizaca göre mesail-i fer'îde hakikat sabit değil, izafî ve mürekkeb. Mükellefîn mizaclar Ona bir hisse verip, ona göre ederek tahakkuk ve terekküb. Her mezhebin sahibi mühmel mutlak hükmeder. Mezhebinin hududu tayinini bırakır temayül-ü mizaca; taassub-u mezhebî tamime sebeb olur. Tamimin iltizamı sebeb olur niza'â. İslâmiyet'ten evvel tabakat-ı beşerde derin uçurumlar, Hem tebâud-ü acibi; istedi bir vakitte taaddüd-ü enbiya, tenevvü-ü şerâyi', müteaddid mezhebler. Beşerde bir inkılab İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, Şer' etti ittihad, vâhid oldu Peygamber. Seviye bir olmadı; mezheb taaddüd etti. Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman, ittihad eder mezhebler...