ASAKİRE HİTAB
Âsâr-ı Bediiye · s.528
Ey asakir-i muvahhidîn! Fahr-i Âlem'in (Aleyhissalâtü Vesselâm) fermanını size tebliğ ediyorum ki, şeriat dairesinde ulü'l-emre itaat farzdır. Ulü'l-emriniz {(1) Volkan ve Mizan Gazetelerinde "ulü'l-emriniz ve üstadınız" şeklindedir.} zabitlerinizdir. Askerlik ocağı cesîm ve muntazam bir fabrikaya benzer. Çarkların biri intizam ve itaatte serkeşlik etmekle, bütün fabrika herc ü merc olur. Sizin o muntazam ve kuvvetli fabrika-i askeriyeniz, otuz milyon Osmanlı ve üçyüz milyon nüfus-u İslâmiyenin nokta-i istinadı {(2) Mizan'da "medar-ı istinadı" tarzındadır.} ve maden-i istimdadıdır. Siz iki müdhiş istibdadı kansız ve def'aten öldürmekle; hârikulâde olduğundan, şeriat-ı garranın iki mu'cize-i garrasını izhar ettiğinizden; zaîfü'l-akideye hamiyet-i İslâmiyenin kuvveti ve şeriatın kudsiyetini iki bürhan ile izhar eylediniz. Bu iki inkılabın pahasına binler şehid {(3) Mizan'da "bahâ yetişmez" ifadesiyledir.} verse idik, ucuz sayacaktık. Lâkin itaatinizden binde bir cüz'ü feda olunsa, bize pek çok pahalı düşer. Zira itaatiniz ukde-i hayatiye veya hararet-i gariziye gibi tenakusu mevti intac eder. Tarih-i âlem serapa şehadet ediyor ki, asker neferâtının siyasete müdahaleleri; devletçe, milletçe müdhiş zararları intac etmiştir. Elbette hamiyet-i İslâmiyeniz; böyle sizi, uhdenizde olan hayat-ı İslâmiyeye zarar verecek noktalardan men'edecektir. Siyaseti {(4) Volkan'da "siyasâtı" Mizan'da ise "siyasiyatı" kelimeleriyledir.} düşünenler, sizin kuvve-i müfekkireniz hükmünde olan zabitleriniz ve ulü'l-emirlerinizdir. Bazan zarar zannettiğiniz şey, siyaseten büyük zararı def' ettiği için ayn-ı maslahat olduğundan, zabitleriniz tecrübeleri hasebiyle görüyor ve size emir veriyor. Sizde de tereddüd caiz değildir. Ef'al-i hususiye-i nâmeşruâ, san'attaki maharet ve hazakatine münafî değildir ve san'atı menfur etmez. Nasılki bir tabib-i hâzık ve bir mühendis-i mahir, nâmeşru' harekâtı için, onların tıb ve hendeselerinden mani-i istifade olamaz. Kezalik, fenn-i harbde tecrübeli ve o san'atta mahir ve hamiyet-i İslâmiye ile münevverü'l-fikir zabitlerinizin bazılarının cüz'î nâmeşru' harekâtı için, itaate halel vermeyiniz. {(1) Mizan'da "halel vermeyiniz" cümlesinden sonra "bu ittihad-ı şer'î'" kelimeleri de vardır.} Zira fenn-i harb, mühim bir san'attır. Hem de sizin kıyamınız; şeriat-ı garra, -yed-i beyza-i Musa (A.S.) gibi- sair sebeb-i tefrika ve teşettüt-ü efkâr olan cem'iyetleri bel' etti. Sahirleri de secdeye mecbur eyledi. Harekâtınız bu inkılabda ilâç gibi idi ki, fazla olsa zehire münkalib olur. Ve hayat-ı İslâmiyeyi fena bir hastalığa hedef eder. Hem de himmetinizle {(2) Mizan'da "hamiyetiniz ile" şeklindedir.} bizdeki istibdad şimdilik mahvoldu. Lâkin {(3) Mizan'da cümle şöyledir: "lâkin Avrupa'nın enzar-ı tedkiki altındayız. İstikrar ve idame-i meşrutiyet ile nihayet derecede ihtiyat ve itidal lâzımdır."} nihayet deًede ihtiyat ve itidal lâzımdır. Yaşasın Şeriat-ı Garra!.. Yaşasın askerler.